Kendi çocukluğumuzu nasıl iyileştiririz?

Günlük yaşantınızda zorlanmanızın bir sebebi de, çocuklukta yeterince karşılanamamış duygusal ihtiyaçlar olabilir.

Ruhsal sağlık, kişinin ihtiyaçlarını uyumlu bir tutumla karşılama becerisidir. Çocuğun temel ihtiyaçlarını tutarlılıkla karşılamak ve çocuk büyüdükçe yaşına uyumlu olarak ihtiyaçlarını kendisinin karşılaması konusunda onu desteklemek, çocuk gelişiminin merkezinde yer almaktadır. Çocuklar ebeveynlerinin onlara karşı tutumlarını aynalarlar, bu yolla kendilerine bakım verme biçimlerini şekillendirirler. Çocukluk döneminde çeşitli sebeplerle ihtiyaçların yeterince fark edilmemesi ve karşılanmaması, yetişkinlik döneminde de ihtiyaçların fark edilmemesi, karşılanmaması ihtimallerini gündeme getirmektedir.

Her şey yolunda gitse dahi, gelişmek ve büyümek sancılıdır. Bu dönemlerde deneyimlenen her yaşantının olumlu ve olumsuz etkileri yaşam bütününü oluşturmaktadır. Yetişkinlikte tekrar eden zorlanılan alanlar fark edildiğinde, burada yeterince karşılanmamış bir çocukluk ihtiyacının olduğunu bilerek, kendi çocukluğumuzu, yeniden çerçevelendirilmiş bir bakış açısıyla kucaklayarak iyileştirebiliriz.

Her çocuk dünyaya doğuştan hak ettiği temel duygusal ihtiyaçları ile gelir. Bunlar; güvenlik, istikrar, bakım, kabul edilme, özerklik, kimlik algısı, ihtiyaç ve duyguları ifade etme özgürlüğü, gerçekçi sınırlar, kendiliğindenlik ve oyun ihtiyaçlarıdır. Çocuklukta karşılanmayan bu ihtiyaçlara yönelik gelişen baş etme stilleri, o dönemler için işlevseldir ancak yetişkinlikte güncel yaşam olaylarına uyumlanmayı zorlaştırmaktadır. Kişinin kendi iç çatışmaları veya çevresinde yaşadığı zorlukların nedeni, baskılayıcı zihin kalıplarının aktive olmasıdır. Bu aktivasyonun nedenleri aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  1. Temel duygusal ihtiyaçların yeterince karşılanmamış olması.
  2. Bireyin zarar gördüğü ve mağdur edildiği travmaları.
  3. Çocuğun bazı ihtiyaçlarının gereğinden fazla karşılanması, ‘iyi olandan fazla alma’ deneyimidir; bu durumda çocuğun benlik gelişiminde zedelenme olur, özerklik ve gerçekçi limitler gibi temel duygusal ihtiyaçlar karşılanamaz.
  4. Seçici içselleştirme ve özdeşimdir.


Çocuk, bakım verenlerin yaşamından doğrudan etkilenir, onların duygularını kendi duyguları gibi deneyimleyebilir. Sonuç olarak ruh sağlığını etkileyen uyum bozucu kalıplayıcı tutumlar, çocuğun mizacı ile biçimlendirici çevresi arasındaki etkileşimden doğar.

Yetişkinlikte zorlayıcı duygular ve bunlarla ilgili durumlar bir bireyin farklı farklı içsel yanları olabileceği düşüncesiyle daha iyi anlaşılabilir. Bu içsel yanlar; incinmiş çocuk, kızgın ve dürtüsel çocuk, mutlu çocuk, talepkar ebeveyn, eleştirel ebeveyn, cezalandırıcı ebeveyn ve sağlıklı ebeveyn şeklinde sıralanabilir, çoğaltılabilir. Bir olay karşısında duygu açığa çıktığında, çocuk yan aktive olmaktadır. Kızgın, mutlu, üzgün ya da heyecanlanan çocuk olarak zihinde canlandırılabilir. Onunla iletişime geçen yan ise geçmişten bugüne içselleştirilen ebeveyn sesleriyle belirginleşen iç sestir. Değişimin ilk adımı, aktive olan çocuk yanımızın geçmişten bugüne karşılanmayan ihtiyacını belirlemektir. O ihtiyacın bugün ne olarak gündeme geldiğini fark ettikten sonra nezaketle yetişkin yanımız ile onu desteklemektir.

Örneğin iş yerinde sıklıkla kendisini suçlayan eleştiren iç sesiyle baş etmeye çalışan bir birey, bu sesi çocuk haliyle hangi durumlarda duyduğunu, geçmişten kimin sesine benzediğini bulması, o anıda çocuğun neye ihtiyacının olduğunu belirlemesi oldukça faydalı olacaktır. Güncel yaşamda o çocuk halinin tetiklenmesini fark ederek oradaki ihtiyacı gidermeye yönelik bir pratik geliştirebilir. Burada bir çocukluk fotoğrafı seçilebilir ve kişi kendisini zihninde yetişkin haliyle, çocuk halinin önünde diz çökmüş, diyaloğa geçerken canlandırabilir. (“O zamanlar bu cümleleri duyduğunda yalnızdın ve ne yapacağını bilmiyordun. Şimdi ben yanındayım.” gibi çoğaltılabilir.)

İlerleyen süreçte kendi tetiklenen çocuk yanı ile sağlıklı yetişkin yanının bir araya gelmesi zihinde canlandırılarak kendine bakım, ilgi ve şefkat göstermek, iç sesi dengelemek, çevre ile kurulan etkileşime de yansıyacaktır. İçimizdeki çocuğa iyi gelen yetişkin yanımıza da iyi gelecektir.


Çağla Küçük
Uzman Psikolojik Danışman

Bahçeşehir Üniversitesi’nde Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümünde yüksek lisansına psikoterapi ekollerinde eğitimler almıştır. Okul psikolojik danışmanı olarak çocuklarla, ergenlerle ve ailelerle çalışmalar yapmıştır. Psikoterapi çalışmalarını ergen ve yetişkinlerle şema terapi yöntemiyle sürdürmektedir.

Çocuklara Alışkanlık Kazandırmanın 5 Yolu

Dünya Dostluk Günü’nde, Çocuklarla Arkadaşlığın Gücünü Kutlayın!

Bir Filozof Yetiştiriyor Olabilir Misiniz? 🧐

Süper kahraman olma sırası çocuğunuzda!